Şimdi gözlerimizi kapatalım ve içinde yaşadığımız dünyaya paralel bir dünya düşleyelim. Paralel dünyayı bizimkinden farklı kılan zaman kırılması yakın bir tarihe değil, çok uzak bir tarihe, 1603-1868 yılları arasına uzansın. Öyle ki;
1603-1868 yılları arasında yaşanan, Japonya'nın dağılma dönemi olarak tasvir edilen Tokugawa Dönemi diye de anılan Edo Döneminde dünyamıza uzaylılar gelsin ve Amando denen, dünyamızı istila etmek isteyen bu uzaylılar ile insanlar arasında bir savaş patlak versin. Henüz teknolojik olarakta gelişmemiş olan insanlar Amando denilen bu uzaylıların silahlarına yenik düşsün ve onların boyundurukları altına girsin. İstedikleri gibi yaşamaya başlayan, Edo dönemine istedikleri gibi şekil veren uzaylılar ve hayatta kalan samurayların kılıç kullanmasını yasaklayan bir hükümet...
Böylece Japonya'nın ilk modern dönemi olarak bilinen Edo döneminde uzaylılar dünyayı ele geçirmiş, büyük bir teknoloji patlaması, olandan daha hızlı bir gelişim yaşanmıştır... Yaşanmış mıdır?
İşte böyle bir dünya, böyle bir Edo düşünün hikayemizin içerisinde geçtiği...
Bu dünyada, kaybedilen savaştan ve koyulan yasaklardan, değişen yaşam şartlarından bu yana yıllar geçerken Sakata Gintoki adında bir samuray yaşamaktadır. Peki ya; samuraylara gerek kalmayan bir dünyada bir samuray nasıl geçinebilir? Nasıl yaşayabilir?
Sakata Gintoki böyle bir dünyada, evinin kirasını ödemekten, bundan da önemlisi haftalık olarak Shounen Jump dergisini alabilmekten başka hiçbir şey istemeden, arzu etmeden, kıt kanaat geçinen, permalı saçları olan, tatlı delisi ve çilekli süt uğruna tüm bir hastane personelini seferber edebilecek, ne istersen onu yaparız politikası izleyen bir Yorozuya'dır.

Kısa süre sonra dırdırcı ve her şeye burnunu sokan, ciddiyetten şaşmayan Shimura Shinpachi, Sakata Gintoki'den samuray olmayı öğrenmek için yanında çalışmaya başlar. İşin ilginç yanı hem öğrenmek ister hem de para kazanmak ister... Hiç kazanamaz, kirayı ödemede bile yardımcı olamaz orası ayrı...
Bundan daha da kısa bir süre sonrasında aslında bir uzaylı, bir Amanto olan Kagura'da ekibe, kaba kuvvet ile ve durmak bilmeyen boğazı, sürekli burnunu kanatan; delme, deşme ve karıştırma gibi bir hüneri olan parmakları ve arasına aldığı hayvanı öldüren kolları ile katılı verir. Kagura'nın çok büyük bir gücü, insanı tepetaklak edecek bir kuvveti, tozu dumana katan bir hızı ile önüne çıkmanız durumunda üzerinizden silindir gibi geçmekte tereddüt etmeyeceği bir hırsı vardır.
Derken Gintoki'nin adını bir dönem bombacıya çıkaran Zura... Pardon Katsura... Tam adıyla Katsura Kotarou ortaya çıkar. Gintoki'nin eski bir yoldaşı olan bu adam Edo'yu Amantoların elinden kurtarmaya çalışan bir asi grubunun başındadır ve Gintoki'de sık sık onun emellerinde bir piyon rolü oynayabilmektedir. Siz siz olun hiçbir paketi hiçbir yere teslim etmeyin!
Aslında bir Tanrı-Köpek olan, adını bizzat Kagura'nın verdiği, onun kaba kuvvetine dayanabilen tek hayvan olan; ama temelde evcillikle pek de öyle alakası olmayan, koca ağzına her şeyi alabilen, kimi zaman işlevi ile yürek dolduran, kimi zaman burnu ile her türlü kokunun kaynağına ulaşan Sadaharu'yu da unutmamak lazım.
Edo'nun Polis Teşkilatı olarak bilinen, kendi içerisinde ilginç güç dengeleri olan ve kanımca sırtını birbirine emanet edemeyecek yoldaşlardan oluşan Shinsengumi 'de ayrı bir konu...
Sözüm ona Gintama'nın en sıra dışı yönü yaptığı ince, kolay kolay fark edilemeyecek olan göndermeler. En basitinden Bleach'in baş rol karakteri olan Ichigo ile Gintoki'yi sık sık atışırken görebilir, hatta bir bölümde hangisinin daha iyi bağırdığını kanıtlamaya çalışırcasına Ichigo vs Gintoki bağırma savaşına bile tanık olabilirsiniz.
Ayano-san, hatırlamadınız değil mi?
- Gintama-sensei, sınıfta sigara içmek yasak değil mi?
- Kim sigara içiyor?
- Siz sensei!
- Ah, bu mu? Bu sigara değilki!
- O yüzden mi duman çıkarıyor sensei?
- Bu lolilolipop!
0 yorum:
Yorum Gönder