İnceleme:Ateşböcekleri'nin Mezarı: Grave of the Fireflies

23 Haziran 2009 Salı

Stüdyo Ghibli tarafından yapımcılığı üstlenen animeler bugüne kadar pek hoşuma gitmemiştir. Sürekli olarak masalsı kurgunun verdiği alabildiğince geniş bir hayal dünyası ve bu hayal dünyası içinde bulunan iki küçük çocuk üzerinde dönen bir hikaye. Grave of the Fireflies filmi de bir Stüdyo Ghibli filmi olduğu için izlemekten çekindiğim bir yapımdı. Ta ki bugün savaş ve savaşın etkileri konulu filmler hakkında bir arkadaşım ile görüşürken bu filmi bana tavsiye edene kadar.

Isao Takahata, yönettiği bu filmde anlatmak istediği konuyu, 14 yaşındaki Seita ve 4 yaşındaki kız kardeşi Setsuko’yu bizlerin önüne getirerek çok başarılı bir şekilde gerçekleştiriyor. Aslında filmi izlerken anlatmaktan çok bizlerin de o dönemi yaşamasını sağlıyor. Isao Takahata savaşı bizlerin önüne öylesine bir açıklık ile seriyor ki bir anda savaştan ve kendi çıkarları uğruna hiçbir sebep yokken sadece bir anlık öfke ile savaşı başlatan insanlardan bir hayli nefret duymamızı sağlıyor.

Filmin konusu, klasik Ghibli filmlerinde olduğu gibi iki küçük çocuk üzerinde dönüyor. Tabi bu iki çocuğun yani Seita ve Setsuko’nun birer kardeş olması Ghibli’nin klasikleşen kurgusunu arka plana atıyor. Ayrıca işlenen konu, ne bir masalsı kurgu ne de bir hayal dünyası içinde değil, sadece ve sadece gerçeklik öğelerinin anlatıldığı bir tarihi olay bir savaşın içinde geçiyor. Grave of the Fireflies’ın diğer Ghibli eserlerinden farklarına değindikten sonra artık filmimize dönelim. Savaşın verdiği bütün olumsuzluklara rağmen kardeşi için ayakta durmak zorunda olduğunu anlayan ve henüz 14 yaşında olan Seita’nın yaşam öyküsüne.

Babası bir donanma subayı olan Seita, İkinci Dünya Savaşının kızıştığı bir dönemde kardeşi ve annesi ile birlikte yaşamaktadır. Bir gün, bir hava saldırısı sonucu annesini kaybeder. Henüz dört yaşında olan kız kardeşi Setsuko’dan bu acı haberi gizlemeye karar verir ve teyzesinin evine yerleşir. Ama savaşın insanlar üzerine bıraktığı gerek yoksulluk gerekse hırçınlık nedeniyle teyzesi bir süre sonra Seita ve Setsuko’ya kötü davranmaya başlar. Gördükleri kötü muamele sonucu ikilimiz evden ayrılır ve savaşın içinde kendi dünyalarını kurmaya çalışır.

Film boyunca, Seita’nın yaşadığı bütün acıları bir kenara bırakarak küçük kız kardeşi Setsuko’nun yaşaması için verdiği duygu dolu mücadeleye ve Setsuko’nun küçük düyasına tanık oluyoruz. Aslında tanıklık değil de filmi izlerken hepimiz birer Seita birer Setsuko oluyoruz. Setsuko’nun yüzü güldüğünde bizlerinde yüzümüzde anlam veremediği bir tebessüm, Seita’nın kardeşi için verdiği mücadelede ise kalbimizde bir hüzün oluşuyor. Bir anda bu anlamsız savaşın bitmesini ve iki kardeşin mutlu bir şekilde yaşamasını istiyoruz.

Tabi kendimizi bu denli Seita ve Setsuko’nun dünyasına kaptırmanızın en büyük etkeni yönetmen Isao Takahata’dır. Çünkü film başlı başına bir akıcılık ve açıklık içermektedir. Öyle ki filmde geçen olayların sıralanışı, sürekli olarak savaşın insanlar üzerindeki etkisinin artığını ve de gün geçtikçe insanı insan yapan değerleri azalttığını göstermektedir.

Hemen hemen her savaş filminde seyircinin nefretini kazanan bir karakter vardır. Ama bu filmde, Seita’nın hava saldırıları sırasında halkın sığınıklara kaçmasını fırsat bilerek evlere girmesine gördükten sonra, kardeşlere kötü davranan teyzeye, yerel halka, ticaret hayatını devam ettiren tüccarlara karşı bir nefret duygusu barındıramıyorsunuz. Çünkü insanları birbirinden bu denli soğutan, bu denli bencil yapan, bu denli diğer insanlardan nefret duymaya yönelten ve onlardan bir şeyler çalmaya teşvik eden unsur savaş ve savaşın verdiği yoksulluk ve açlıktır.

HARP İÇİNDE

Babalar evlerine mahçup döndü her akşam
Harp içinde.
Anaların sütü kesildi,
Çocuklar ağladı,
Erkekler askere gitti.
Kadınlar bir deri bir kemik.
Harp içinde kızlar sarardı.

Savaşanlardansa
Ancak bir hatıra kaldı.

Cahit Külebi

Özetle film, insanlık için büyük bir ayıp olan savaşın etkilerini tüm çıplaklığıyla bizlerin önüne seriyor. Ve tıpkı şiirde olduğu gibi yapılan savaşların, insanlar üzerinde sarılması güç yararlar ve kazınılıması güç hatıralar bıraktığını belirtiyor.

0 yorum: